İktisatçılardan acil çağrı!

“Acil Ekonomi Politikaları Çağrı Metni” yayımlayan iktisatçılar, koronavirüs krizine karşı özellikle gelir yaratıcı önlemlerin alınması gerektiği konusunda hükümeti uyardı

İktisatçılardan ‘acil ekonomi politikaları’ çağrısı

Aralarında Ebru Voyvoda, Mustafa Sönmez gibi tanınmış isimlerin de bulunduğu bir grup iktisatçı, ekonomi yönetimine seslenen bir çağrı metnine imza attı. “Acil ekonomi politikaları çağrı metni” başlıklı metinde para politikalarının koronavirüs salgınının yarattığı yıkıma çare olmayacağının altı çizildi. Para politikalarının yanı sıra maliye politikalarının da uygulanmasını öneren iktisatçılar, özellikle gelir yaratıcı önlemlerin alınması gerektiği konusunda hükümeti uyardı. Temel tüketim maddelerindeki vergilerin kaldırılmasını, çiftçi ve KOBİ’lerin koruma altına alınmasını, sağlık hizmetinin kamusal hale getirilmesini içeren metin “bağımsız iktisatçılar” imzasıyla internette yayımlandı.

Metin aynen şöyle:

Acil Ekonomi Politikaları Çağrı Metni

Kara Pazartesi olarak isimlendirdiğimiz 9 Mart 2020 ile başlayan süreçte, küresel hisse piyasalarının çok ciddi kayıplar yaşadığına tanık olduk. Bu süreç, son 100 yılın en büyük borsa paniğidir. Fed başta olmak üzere bütün büyük merkez bankaları, finansal piyasaları dinginleştirmeye çalışsa da atılan adımların paniğin daha da artmasına yol açtığını gözlemliyoruz.

Karşı karşıya olduğumuz bu krizin, 2007-08 finansal krizinden ya da diğer borç krizlerinden veya başka finansal krizlerden ayrılmasının en önemli nedenleri; virüsün yarattığı panik ortamı ve küresel ekonominin 2008 krizinin etkilerinden kurtulamamış olmasıdır. ABD ekonomisi krize düşük faizlerle girerken Euro Bölgesi ve Japonya krize negatif faizlerle girmiştir. Bunlara ek olarak küresel borç sorunu, özellikle gelişmiş ülkelerde özel sektör borç stokunun artmasıyla küresel riski artırmıştır. Ayrıca 2008 krizine düşük kamu borç stokuyla giren gelişen piyasa ekonomileri, bu kez artan kamu borç stoklarıyla ve yüksek özel sektör borç stokuyla krize yakalanmıştır.

Ancak krize karşı uygulanan politikaların etkisiz kalışının en temel nedenleri, virüsün yüksek bulaşıcılığının yarattığı panik ortamı ve borç deflasyonu sürecine dönüşen krizde artan nakit ihtiyacıdır.

Karşılaşılan arz ve talep şokları ciddi bir üretim kaybı ve resesyon endişesini gündeme getirmiştir. Bir önceki paragrafta belirttiğimiz nedenlere de bağlı olarak merkez bankalarının uygulamaya çalıştığı piyasa dostu tedbirler, tek başına yeterli olamayacaktır. Zira şu ana kadar, dünyanın birçok ülkesinde para politikası ekseninde alınan önlemlerin verimsizliği ortadadır. Paranın fiyatını ucuzlatmaya yönelik geliştirilen politikalar, krizi çözemeyecektir.

Öncelikle iktisadi birimlerin panik durumunu azaltacak tedbirler ön plana alınmalıdır. Çünkü paniğe neden olan koronavirüs, bir halk sağlığı krizidir ve halk sağlığı için büyük tehlike arz etmektedir. Türkiye ekonomisine etkisi kaçınılmazdır. Bu tehdit, Türkiye ekonomisinde hem arz hem de talep yönlü daralmaya neden olacaktır. Böyle bir ortamda insanların hayata tutunma endişeleri artarken parasal tedbirler almak tek başına işe yaramayacaktır. Bu krizin çözümü için maliye politikalarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.

Bu nedenle bütün ekonomiler ve elbette Türkiye Cumhuriyeti, bir an önce maliye politikalarını hayata geçirmelidir. Politika yapıcılara çağrımızdır. Beklenen her dakika, yaşanmakta olan krizin olası etkilerini şiddetlendirmektedir. Bu noktada uygulanabilecek politikaları üç ana maddede sıralamaktayız:

1. Sağlık Sektörüne Yönelik Önlemler

Dünyanın birçok ülkesine kıyasla görece iyi olan sağlık sistemimize yapılan yatırımların ivedilikle artırılması gerekmektedir. Özellikle yoğun bakım üniteleri başta olmak üzere hastane yatak kapasiteleri arttırılmalı, hastalığın teşhisini sağlayan kitler tüm hastanelere sağlanmalı, solunum cihazları ve benzeri tıbbi ekipmanların tedarikini sağlamak üzere sağlık hizmetlerine yapılan devlet yatırımları bir an önce artırılmalıdır. Her yurttaş için ücretsiz sağlık hizmeti sağlanmalıdır. Özel sektöre ait sağlık kurumları ve teçhizatları, kriz bitene kadar kamusal hizmete açılmalıdır. Ayrıca gerekli tüm tıbbi ekipmanın ithalatı kolaylaştırılmalı ve bizzat kamu tarafından yapılmalıdır.

2. Gelir Yaratıcı Politika Önlemleri

Hanehalklarına önümüzdeki üç ay boyunca temel harcamalarını sağlamak üzere gelir desteği verilmelidir. Bu destek; gıda, temizlik ve giyim maddeleri ekseninde belirlenebilir ve harcama garantili olmalıdır. Temel tüketim maddelerindeki KDV ve ÖTV vergileri, bu ürünlerde yaşanması muhtemel olası enflasyonu baskılamak için düşürülmelidir. Bu süreçte işsizliğin artması kaçınılmazdır. Dolayısıyla işsizlik maaşı almanın koşulları, bir an önce esnetilmelidir. Hanehalklarının kira, fatura ve kredi ödemeleri üç ay boyunca dondurulmalıdır. Çalışanların SGK ödemeleri ve vergi kesintilerinin üç aylık bir süre için kaldırılarak çalışanlara ödenmelidir.

3. Kobilerin ve Çiftçilerin Korunması

Halk sağlığının korunması çerçevesinde insanların temel gıda malzemelerine ulaşabilmesi ve bu ürünlerdeki olası fiyat artışlarının önlenebilmesi için çiftçilere ve KOBİ’lere devlet desteği gereklidir. Temel gıda ve temizlik maddelerindeki olası enflasyonu dindirmek amacıyla bu ürünlerin lojistik imkanlarını artırmak için ulaşım ve taşımacılık sektöründeki kritik noktalara yatırımların artırılması gereklidir. Çiftçilerin borçları silinmeli ve üretim kapasitelerini artırmak üzere faizsiz ve uzun vadeli kredi desteği verilmelidir. Krizin en çok vuracağı kesim, küçük ve orta ölçekli işletmelerdir. Bu işletmelerin kredi, kira ve enerji giderleri üç ay süreyle dondurulmalıdır.

Üç ana maddede özetlediğimiz ve kapsamı daha da genişletilebilecek maliye politikalarının sorunsuz gerçekleşmesi için bazı ek para politikalarına ihtiyaç vardır. Politika finansmanı için yapılabilecek ilk yöntem, devletin para yaratma kapasitesinin artırılmasıdır. Hazine, sıfır- kupon ve sonsuz-vade Korona Tahvil’leriyle doğrudan TCMB’den borçlanmalı; artan para arzının gerektiğinde kontrol edilebilmesi için TCMB’ye faizli ve sonlu-vadeli kendi tahvillerini ihraç etme izni verilmelidir. Özellikle kamu bankalarının eli rahatlatılmalı, zorunlu karşılıklar tamamen kaldırılmalı, bankaların sermaye yeterlilik oranları gevşetilmeli ve hatta banka sermayelerinin eksiye düşmesine izin verilmelidir.

Elbette burada taslak olarak ele alınmış bu öneriler, orta ve uzun vadeli bir planlama ile yürütülmeli ve parasal tedbirler bu süreçte destekleyici rol oynamalıdır. TCMB orta ve uzun vadede des-enflasyon politikasından taviz vermeyeceğini açıklamalı ve gerekirse geçici sermaye kontrolleri konulmalıdır.

İmzacılar:

Ahmet Öncü
Ali Alper Alemdar
Baki Demirel
Ebru Voyvoda
Esra Uğurlu
Kerem Kiper
Mustafa Sönmez
Muzaffer Albayrak
Oğuz Demir
Oktay Özden
Ömer Emirkadı
Sabri Öncü
Yalçın Demirer

Sosyal Medyada Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir