Eyüpsultan RİSKLİ ALAN Duruşması görüldü…

Akşemsettin ve Çırçır mahalleleri sınırları içerisinde yer alan ve binlerce hak sahibinin ikamet ettiği yerleşim yerleri, Bakanlar Kurulu’nca 05/02/2018 tarihinde alınan karar ile Riskli Alan ilan edilmiş ve 31/03/2018 gün, 30377 sayılı Resmi Gazetede 2018/11406 Karar Sayısı ile yayınlanmıştı.

Bakanlar Kurulu tarafınca hiç bir teknik ve hukuki temeli olmayan alınan Riskli Alan Kararının iptali için binlerce hak sahibi tarafınca açılan Riskli Alan iptal davası 13.11.2019 tarihinde Danıştay 6. Dairesinde görüldü.

Ankara’da görülen duruşmaya Akşemsettin ve Çırçır Mahallelerinde ikamet eden hak sahipleri de katıldı.

Duruşmada yaşanan ilginç olaysa 31 Mart yerel seçimleri öncesinde, hak sahiplerinin istemesi durumunda riskli alan kararının kaldırılacağını ifade eden AKP Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken’in halka vermiş olduğu sözleri unutarak Eyüpsultan Belediye Başkanlığı adına davaya müdahil olması ve davanın ret edilmesi talebi oldu.

Eyüpsultan Belediyesi adına duruşmaya katılan Avukat Sibel KAHRAMAN‘ın Riskli alan kararının doğru olduğu, Esüpsultan’daki tarihi dokuya söz konusu yerleşim alanların mevcut görüntüsünün zarar verdiği ve davanın kabulü ve riskli alan kararının kaldırılmasının kamu yararı olmayacağı yönünde savunma yapıldı.

Hak sahipleri adına duruşmaya katılan Avukat Fevzi ÖZLÜER, hak sahipleri Deniz SEVÜK ve Harun BAŞEL ise yaptıkları savunmalarında; İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından deprem master planı başta olmak üzere, Uluslar arası işbirliği ile hazırlanan JİCA raporunda da görüleceği üzere Riskli Alan ilan edilen söz konusu bölgenin olası bir deprem veya afet durumunda riskli alan olarak tespit edilen alanlar ile ilgisinin olmadığını, alınan riskli alan kararının hiç bir teknik ve hukuki dayanağının bulunmadığını ve tamamen keyfi ve rant amaçlı olduğunu belirttiler.

Danıştay 6. Dairesinde görülen duruşmaya hak sahiplerine destek vermek adına CHP Sivas Milletvekili Ulaş KARASU‘da katılım sağladı.

Milletvekili Ulaş KARASU, söz konusu problemin sadece İstanbul’da değil ülkenin genelinde yaşandığını, AKP’nin rantçı politikaları sebebiyle yüz binlerce vatandaşın mağdur olduğunu ifade etti.

Akşemsettin ve Çırçır Mahallelerinde ikamet eden ve yıllarca imar ve mülkiyet sorununun çözümü için mücadele eden hak sahiplerinin Mahkemenin vereceği kararı merakla bekliyorlar.

HAK SAHİPLER ADINA YAPILAN SAVUNMANIN TAM METNİ

Sayın Mahkemenize sunulan Danıştay Başsavcılığı görüşü hukuk normlarına aykırı biçimde hazırlanmıştır.

Başsavcılık “Düşüncesi” 10/01/2018 tarihli olarak yazılmıştır. Dava konusu işlem 05/02/2018 tarihinde kararlaştırılmış ve31/03/2018  30377 sayılı Resmi Gazetede 2018/11406 Karar Sayısı ile yayınlanmış olan; İstanbul ili Eyüpsultan İlçesi Akşemsettin Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın riskli alan ilan edilmesine ilişkin; 2018/11406 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının İPTALİ taleplidir.

Başsavcılık dava konusu işlem 20/01/2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmadan önce, 10/01/2018 tarihinde, davamıza ilişkin “düşünce” oluşturmuştur. Başsavcılık tarafından Sayın Mahkemenize gönderilen belge 10/01/2018 tarihlidir. Başsavcılık’ın henüz açılmamış bir dava hakkında “Düşünce” oluşturma kabiliyeti Sayın Mahkemeniz’in takdirindedir.

Başsavcılık görüşünde, kanunun zikredilmesi sonrasında oluşturulan Başsavcılık görüşü keyfi, maddi hatalarla dolu ve hukuksuzdur. Şöyle ki:

6306 sayılı kanun onaylanma aşamasında iken kanun koyucu kanunu genel amacını

“Anayasanın 56 ncı maddesi; herkesin sağlıklı, dengeli ve güvenli bir çevrede yaşama hakkına sahip bulunduğunu hükme bağlamakta ve Devlete bu hususta görevler yüklemektedir. Yine Anayasanın 23 üncü maddesine göre Devlet, “sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek” ile görevlidir.

Bilindiği üzere, Ülkemizin çok mühim bir kısmı, başta deprem olmak üzere tabiî afetlerin riski altındadır. Buna rağmen, mevcut yapıların büyük bir kısmının muhtemel afetlere karşı dayanıklı olmadıkları ve orta şiddetteki bir depremde bile ağır derecede hasar görüp yıkıldıkları, bundan dolayı sosyo-ekonomik problemlerin yaşandığı ve Devletin beklenmedik bir anda büyük malî külfetler ile karşı karşıya kaldığı bilinmektedir. Onbinlerce insanın ölümüne ve çok yüksek malî kayıplara sebebiyet veren ve 1999 yılında Marmara Bölgesinde vuku bulan büyük deprem felâketleri, müteakip depremler ve en son olarak 2011 yılında Van’da meydana gelen deprem ile bu gerçek acı bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Ülkemizin bazı yerleri ve buralardaki yerleşim merkezleri hâlen çok yüksek deprem riski altındadır. Örneğin, İstanbul’un yakın bir zaman içinde çok şiddetli bir depremle karşı karşıya kalacağı, bu hususta ihtisas sahibi bilim adamlarınca ifade edilmektedir. ( İstanbul’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından deprem master planı yapılmıştır. Dava konusu işlemin kapsadığı alana ilişkin afete hazırlık öncelikleri konusundaki mevcut bilgiler dava dilekçemizde ayrıntılı olarak verilmiştir. )

“Bazı yerleşim merkezlerinin jeolojik durumu ve zemin özellikleri ise, buralarda iskânın tehlikeler arz ettiğini ve afet riski altında bulunan bu yerleşim merkezlerinin bir an önce bulundukları yerlerde dönüştürülerek buralardaki iskânın yeniden düzenlenmesini ve hatta bunların başka yerlere nakledilmesini zarurî kılmaktadır.

Yürürlükteki 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun, afet tehlikesine maruz kalmış veya kalması muhtemel bölgelerin tespit edilip “afete maruz bölge” olarak ilân edilmesini öngörmekte ve böylece “afete maruz bölge” olarak ilân edilen yerlerdeki meskenlerin ve iş yerlerinin afet tehlikesinden masun yerlere nakledilmesi, bahsedilen Kanundaki usûl ve esaslara göre yürütülmektedir. Deprem afetine ve diğer afetlere maruz kalabileceği ilmî ve teknik araştırmalar ile sabit olan yerlerdeki iskânın kaldırılması ile başka yerlere tahliye ve nakli işleri, etraflı çalışmaları ve büyük harcamaları gerektirmekte, bu masrafların karşılanmasında zorluklar bulunmakta ve 7269 sayılı Kanuna göre belirli bir yerin “afete maruz bölge” ilân edilmesi, bu bölgede normal hayatın akışını aksatmakta, “olağanüstü” bazı tedbirlerin alınmasını gerekli kılmakta ve sosyal problemlere de yol açmaktadır. Bu sebeple, afetler bakımından risk taşıdığı ilmî ve teknik araştırmalar ile belirlenmiş bölge ve yerler için 7269 sayılı Kanuna göre “afete maruz bölge” kararı alınmasına gerek olmaksızın, buralardaki meskenlerin ve işyerlerinin öncelikle “gönüllülük” esasına dayanılarak dönüştürülmesine ve gerekirse başka yerlere nakline imkân sağlayacak yeni kanunî düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. ( TBMM Tutanakları https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem24/yil01/ss180.pdf

Biçiminde açıklamaktadır. Görüldüğü gibi 6306 sayılı kanun uygulaması her durumda ülkemizde ve yerleşimlerimizdeki afet risklerini azaltma hedefiyle uygulanmak durumundadır. Bu minvalde bahse konu uygulamalar idarenin keyfi biçimde alabileceği kararlarla değil kanunun amacına uygun olmalıdır. Görüldüğü gibi kanun olağan şehircilik iş ve işlemlerine dayalı olarak değil “olağanüstü” uygulama gerektiren afet hazırlığı konularında 6306 sayılı kanunun uygulanmasını öngörmektedir. Dolayısıyla bir alanın 6306 sayılı kanuna tabi olması her durumda afet hazırlığı ile ilişkilendirilmek durumundadır.

İlgili Bakanlar Kurulu Kararı 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinde belirtilen hükümler dahilinde, Dava Konusu ‘ Riskli Alan’ Kararı Alınırken, 6306 sayılı kanun tarafından belirtilmiş olan çalışmalar yapılmamıştır. Şöyle ki;

Kanun koyucu tarafından olağan dışı kanun olarak düzenlenen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında da kanunda sayılan idarelerce mülkiyet hakkına sınırlama getirebilecektir. Ancak, yine burada Kanun bu yetkinin kullanımını oldukça sıkı kurallara bağlamış ve ortada kamu yararını ilgilendiren durumun bulunduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açık ve somut bir şekilde ortaya konulmasını şarta bağlamıştır. Bu bağlamda; bir alanın “Riskli Alan” olarak ilan edilebilmesi için üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıma sebebinin mutlaka yapıların fiili durumları incelendikten sonra hazırlanacak teknik bir rapor ile ortaya konulması gerekecektir.

Davaya konu bakanlar kurulu kararı, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’da ve yukarıda izah ettiğimiz Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nde belirlenen usul ve esaslara özellikle yönetmeliğin 5.Maddesinde belirlenmiş, Riskli alan tespiti konusunda yapılması gerekli işlemlere uygun değildir.

İdarenin keyfi biçimde “riskli alan” kararı aldığı, bir yerleşim yerinin ruhsatlı olup olmaması ile depremselliğin doğrudan ilgisi olmadığı da ortadadır. Nitekim 19 Eylül 2019 tarihli depremde idarece riskli alan ilan edilmeyen İstanbul’un “ruhsatlı/iskanlı” mahallelerinde hasarlar meydana gelmiş, yapılar boşaltılmışken işbu dava konusu alanda deprem herhangi bir yapısal hasara yol açmamış, bina boşaltılması da yaşanmamıştır.

Eyüpsultan Belediye Başkanlığı’nca Sayın Mahkemenize sunulan 09/10/2019 tarihli beyana ilişkin açıklamalarımız:

Eyüpsultan Belediye Başkanlığı beyanında özetle Eyüpsultan’ın Haliç kıyısından başlayıp Karadeniz kıyısına uzanan bir alana yayıldığını, Surdışındaki ilk Türk yerleşimi olduğunu, Tescilli eserler bulunduğunu, bu unsurların kentsel kimliğin oluşumunda önemli olduğunu, davanın kabulü halinde belediyenin olumsuz etkileneceğini beyan etmektedir.

Herşeyden önce anlatılanlar içerisinde yerleşimlerimize ait bir risk analizi, riske dayalı bir uygulama v.b. unsur bulunmamaktadır. Yukarıda da beyan ettiğimiz gibi belediye 2863 veya 3194 sayılı kanunlarla yapabileceği uygulamaları 6306 ile yapmaya çalışmaktadır. Diğer taraftan riskli alan ilan edilen yerleşimlerimizle idarenin beyanında ifade ettiği tarihi merkez fiziksel sosyal mekânsal herhangi bir şekilde bir bütünlük oluşturmamaktadır. Bahse konu tarihi Eyüp merkezi le yerleşimimiz arasında kuş uçuşu yaklaşık 5 km. mesafe bulunmakta arada 2 vadi tabanı ve bu tabanların tepeleri yer almakta, dava konusu işlemin ilan edildiği alanda 3. Vadinin yamaçlarında yer almaktadır. Tarihi merkezden görülmesi, dokuya etkisi v.b mümkün değildir. İdare keyfi uygulamalarını tarihi dokunun korunması söyleminin arkasına saklamaya çalışmaktadır. Dava konusu alanda tescilli herhangi bir eser de yoktur.

Sonuç ve İstem : 

Yukarıda açıklanan ve re’sen gözetilecek sebepler uyarınca;

Bakanlar Kurulu’nca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 19/01/2018 tarih 12873 sayılı yazısı üzerine, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Ek1. Maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 05/02/2018 tarihinde kararlaştırılmış ve 31/03/2018 gün, 30377 sayılı Resmi Gazetede 2018/11406 Karar Sayısı ile yayınlanmış olan; İstanbul ili Eyüpsultan İlçesi Akşemsettin ve Çırçır Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın riskli alan ilan edilmesine ilişkin; 2018/11406 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının İPTALİNE,

  • Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine,

Karar verilmesini talep ederiz. Saygılarımızla.

Sosyal Medyada Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir