İlker Çiftçi, Görevi Devretti…

Saadet Partisi Eyüpsultan İlçe Başkanlığının 7. Olağan Kongresi, Genel Başkan Temel Karamollaoğlu’nun katılımıyla gerçekleşti.

Genel Başkan Temel Karamollaoğlu ve partililerin yoğun katılımıyla gerçekleşen ilçe kongresinde, İlçe Başkanı İlker Çiftçi uzun yıllardır başarıyla yürüttüğü görevini Emre Ustaosmanoğlu’na devretti.

İlker Çiftçi kongre salonunda yaptığı konuşmada; Muhterem divan, kıymetli başkanlarım değerli misafirler pek kıymetli delegeler hepinizi saygı ile selamlıyorum. Hoş geldiniz sefalar getirdiniz.

İlker ÇİFTÇİ

Konuşmamıza başlamadan evvel  davetimize icabet eden siyasi partilerin kıymetli temsilcilerine çok kıymetli muhtarlarımıza dernek başkanlarımıza  saadet partisi il başkanımıza il yönetimi ve yönetimi ve ilçe başkanlarımıza basın mensuplarımıza heyecanımı maruz görün ismini sayıp sayamadığım  ve bütün misafirlerimize bizleri kırmayarak davetimize icabet ettikleri için her birine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Önce ahlak ve maneviyat diyerek Vatan millet sevdası uğruna birilerinin kınamasına aldırmadan yeni bir dünya için çalışmalarına devam eden  Saadet Partisi Genel Başkanı sn. Temel Karamollaoğlu beyefendinin nezdinde gerçekleştirdiğimiz kongremizin hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.

Görevde kaldığım süre içerisinde bazı sıkıntılarla karşı karşıya kalmamamıza rağmen imtihanın bilincinde davanın şuurunda ve  tek bir kelime olumsuz söz söylemeyerek her zaman destek olan muhterem babama ve anneme değerli kardeşime sevgili eşime ve çocuklarıma huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Bizler kutlu bir beldenin mukimleriyiz. Eyyubi Ensari hazretlerinin dizinin dibindeyiz. Eyüpsultan ilçesindeyiz.

Aşıkların rüyasındasın Eyüpsultan

Dertlilerin devasındasın Eyüpsultan

Ariflerin muhabbetinde vuslatındasın Eyüpsultan

Gözyaşı ile dualarımızdasın Eyüpsultan.

Fetihlerin ilhamısın miftahısın Eyüpsultan.

Dünyanın başkenti İstanbul ve onun seçkin beldelerinden biri olan Eyüpsultan ilçesinde yedi yıla yakın bir süreyle ve çok kıymetli bir ekiple birlikte büyük bir onur ve şerefle yerine getirmeye çalıştığım ilçe başkanlığı görevimi bu kongreyle birlikte çok kıymetli kardeşim Emre Ustaosmanoğlu beyefendiye devretmiş olacağız. Bizde görev istenmez verilir. Dünya’nın ateşe verildiği böyle bir zamanda Bir Milli Görüşçü ye bir görev tevdi edildiğinde ise  iş yokuşa sürülmez.

İnancımıza göre babamız annemiz kardeşlerimiz eşimiz çocuklarımız akraba baskısı mallarımız durgunluğa uğramasından  korktuğumuz ticaretimiz ve rahat rahat oturduğumuz meskenlerimiz mazeret olamaz. Dolayısıyla görev tevdi edilir edilmez canla başla çalışmalarına başlatan kıymetli kardeşimi tebrik ediyor bu ulvi yolda başarılar diliyorum. El ele gönül gönüle omuz omuza yürüyeceğiz ama bundan sonra sevgili başkanım küsmek bize kırılmak bize toparlamak alttan almak size düşüyor sn başkanım.

Bu kutlu davamızda bizimle birlikte gece gündüz yaz kış demeden  yürüdüğümüz çalışma arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Yönetimdeki arkadaşlarımın her birinin ayrı hatırası var. Hangi birisini anlatsam bilemiyorum. Sizler bu yolda saçınızı ağarttınız. Zorluklarla mücadele ettiniz. Genç yaşta bana bu kutlu görevi verdiniz. Bende sizin  emanetinizi zayi edecek, bana bu görevi tevdi edenlerin yüzünüzü öne eğdirecek işlerden uzak kalmaya çalıştım. Allah şahit art niyetli olmadım. Allah rızası için çalıştım. Evde oturmakla batıla hizmet etmek arasında hiçbir fark yoktur sözünden ürperti duyduğum için telaşlandım, heyecanlandım.

Elbette ki  İnsan olmamız hasebiyle hatasız olmamız mümkün değildir. Bu yüzden başta  başkanlık divanım olmak üzere ilçe yönetim kadın ve gençlik kolları istişare ve mahalle yönetimlerinden bana haklarını helal etmelerini istiyorum. Sizleri gerçekten seviyorum. Sayısız çalışmalara imza attık. Binlerce toplantı yaptık. Duam şudur ki, ailelerimizle birlikle Cennet’in en yüksek makamı olan Firdevs Cennet’ini Cenab-ı Allah hepimize  nasip etsin. Yine bu süreç içerinde çok hassas davranan gerçekten gönlümde taht kuran beni duygulandıran  Ali İhsan Gündoğdu beye ayrıca teşekkür etmek isterim. 

Biz biliyoruz ki sözünde durmayanlarla istişare yapılmaz.

Bir Arap şeyhinin ipiyle rüşvetsiz iş gördürmeyip  Müslümancılık oynayan, oraya buraya gittim diye sırf bizim ilçe üzerinde beşeri münasebetlerinden dolayı fitne sokmaya çalışan, para gücüyle itibarımızı zedeleyip hegemonya sağlamaya çalışan üçkâğıtçılarla hiç yapılmaz yemekleri yenmez. Bu tip insanlara karşı  bizi ve kurumsal kimliğimizi ezdirmeyen abilerimize de çok teşekkür ederim.

MGV’ler de çeşitli görevlerde bulundum. Vatani görevimi tamamladıktan sonra Eyüp ilçe teşkilatında çeşitli görevleri ifa etmeğe çalıştım. Dünya’nın şu erzele ömründe yılların günlerden daha çabuk geçtiğine şahit oldum. MGV, dönemimde yüzümde sakalım yoktu. Şimdi benimde saçlarıma ufak ufak beyazlar düşmeye başladı.   Bunca yıllık teşkilat çalışmalarını gençliğini nerede tükettin sualine karşı bir umut ışığı olarak görüyorum. Böyle kutlu bir davada böylesine  güzel bir beldede ilçe başkanlığı görevinde bulunduğum için Rab’ım hamd ediyorum. Böyle bir ekibin içerisinde olduğum için Allah’a şükrediyorum. Nasıl şükretmeyelim ki, mecaz mübalağa ve masal içermeyen şu meseleye dikkat ediniz.   

Hatırlayacağınız üzere İsviçre Basel de 1897 yılında Siyonist güçler bir yıllık, on yıllık ve yüz yıllık olmak üzere üç tane karar alıyorlar. Ve bu üç kararın ikisi gerçekleşiyor. Üçüncü karar ise yüz yıl içerisinde öyle bir çalışma yapacaklar ki yaşamış olduğumuz bu  topraklarda bu milletinin tarihini bu milletin birliğini bu aziz milletin inancını tamamen sileceğiz diyorlardı.

1897-1997 tam yüz yıl sonra  aynı salonda Prof.Dr. Necmettin Erbakan hocamızın önderliğinde kurulan Milli Görüş hareketi onların inançlarını sileceğiz  diye karar aldıkları o salonda i İslam birliğinin temellerini atarak haçlı ve Siyonist zihinlere meydan okuyordu. İhlas ve samiyetinizin, azminizin, şevkinizin ağaran saçlarınızın gözyaşlarınızın vermiş olduğunuz aidatlarınızın hangi sonuçları tevlit ettiğini görün. İşte bu yüzden ve iktidarda olduğumuz destansı  hizmetlerden dolayı biz hareket değince Milli Görüşü biliyoruz. İşte bu yüzden biz lider değince Prof.Dr.Necmettin ERBAKAN’ı e yol arkadaşlarını biliyoruz.

KANUNİ gibi konuşup bu milleti faiz, vergi ve zam yoluyla sömüren, aile yapısını çökerten, ekonomik sıkıntılarla belimizi büken bir yönetim şekli istemiyoruz.

Ardından Şu Refah partisini 4e 5 e bölmek lazım dediler böldüler. Şu haklı ya da bu haklı bir şekilde böldüler. Defalarca kapattılar… Evlerinin dört bir yanı kütüphane ile çevrili mücahitlere dereden su içirttiler. Biraderlerimize söyleyin  onlara oy verenlerin seçmenini ümitsizliğe düşürecek gözünden gönlünden düşürecek bir konjonktür oluşturun dediler başardılar. Ama hesaplamadıkları hesaba katmadıkları bir şeyler vardı. Oda kalbimizdeki imanı ve taşıdığımız direncimizdir.

Bizler Milli Görüşçüler olarak asla ve asla önümüze çıkan engellere ve olumsuzluklar teslim olmadan gerekirse karadan gemiler yürütülecekse yürütülecek yahut yakılacaksa yakılacak eninde sonunda hedefimize ulaşacağız.

Bu inanç azim ve kararlılıkla ilerleyeceğiz ve yeni bir Dünya’yı kuracağız inşallah. Derdi Dünya olanlar değil bu Dünya bize kokuyor diyenler kazanacak. Yüzbinler değil istikameti bozmayan bir avuç elmas taşı olan, 313’ler zafere ulaşak.

Niçin böyle konuşuyorum.

Çünkü bu davanın  özünde, inanç var. Her karışışında azim var. Birikimini teşkilata bağışlayan  amcalar var. Bebeğine takılan çeyrek altını isimsiz zarfa koyan genç kardeşlerim var. İşte sırf bu yüzden, bu davanın izzet ve şerefinden, bu ulvi gayelerimizden dolayı bu sancak düşmeyecek bu ışık sönmeyecek Allah’ın izniyle…

Muhterem kardeşlerim. Eyüpsultan’da siyaset yapmak gerçekten çok keyifliydi. Çok değerli çok kıymetli kimselerle tanıştım. Her zaman söylüyorum  herhangi bir partinin insan olarak tamamı iyi ya da kötü kimselerden oluşmuyor. Partiler birbirlerine düşman askeri gibi bakmamalıdırlar. Fikirler mülahaza ve münazara edilmelidir. Ama asla ve asla kavgaya mahal verilmemelidir. 81 milyon insanın birlik beraberlik ve kardeşliğinden bahsedenler kutuplaştırıcı söylemlerinden vazgeçmelidirler. Bazı siyasetçilerin heva hevesi yüzünden bazı hocaların işledikleri hataları yüzünden bazı TV kanallarının yalan yanlış iftiraları yüzünden kendi doğduğum kendi büyüdüğüm askerlik yaptığım evlendiğim vergisini ödediğimiz bu vatanda biz  kendimizin terörist olmadığımızı anlatmakla vaktimiz geçti. Şahsen bu benim çok ağrıma gitti.

Müslümanların içtima yeri olan camilere bile bu kirli siyaseti soktunuz.. Biz bu vatanı seviyoruz. Bu devran döner dönmez ayrı mesele amma bu kul hakkıyla mezara girmeyin. Vazgeçin. Yapmayın. Yalan yanlış vaazlarla milleti kandırmayın.

Bir kanaat önderi Erbakan hocaya siyaseti bırak diyecek. Benim tanıdığım Erbakan hoca Sana en az üç saat cihadı anlatmayacak. Eğer sizde zerre kadar ümmet bilinci olsaydı 1,5 milyon Müslüman öldürüldüğünde hükümete çiviyi o zaman koyardınız?

Eğer Mutasım Billah ın tırnağı kadar olabilseydiniz, kocasının oğlunun babasının gözleri önünde tecavüze uğrayan kadınları, babayla oğlunu çırılçıplak soyup birbirine yaklaştıran bu Amerikan domuzlarına karşı ümmeti bilinçlendirirdiniz.

Geçtiğimiz hafta Kudüs mitingini eleştirenler, Tehodor herzin mezarına gidenleri niçin görmezler. Yenikapı ruhu diyenler neredeler…

Bush’un karşısında bacak bacak üstüne attığını görenler şu köle düzenini yıkmak için dolar yerine altın kullanılsın demezler. 15 Temmuz’da bizi Eyüpsultan meydanında konuşturanlar tehlike geçtikten sonra  şimdi niçin terörist diye ötekileştirirler. Yıllarca TV ekranlarında kükreyenler acaba kaç tane fabrika kurdelesi kestiler. İstanbul’da yıkıcı bir deprem olsa en az 200 bin binanın yıkılacağı, 6-7 milyon insanın öleceğinden bahsediliyor. Çok seviyorsunuz ya vatanınızı acaba hangi çalışmayı yaptınız?

Muhterem kardeşlerim sözlerimi toparlayacak olursak. Mesele belli, teşhis belli, tedavi belli yapılacaklar belli. Bugün Dünya’da olan problemlerin temelinde İsrail’in yanlış itikadı var. Genel gündem budur. Diğer gündemler ona bağlı tali gümdenlerdir.

Gördük ki, topçular mahallesinin hisseli tapu sorununda da Yahudi parmağı var Asya kıtasında da var. Evimizdeki sıkıntılarımızda da var dünyadaki problemlerde de var. Eğer bir memlekette açlık işsizlik ve borçlu olan insan varsa o ülkenin nesillerine manevi tahribat yapılıyorsa o ülke adım adım çöküyor demektir. Böyle bir ülkede  seçilmişleri seçtirirler ekonomik sıkıntılarla halkın belini bükerler. Mafya tik ve ahlaksız diziler seyrettirirler, Özgecan Aslan olarak geri gönderirler. Musul’a 82, Kerküt’e 83 dedirttirirler elinden D- 8 leri alırlar. Tükettirirler, ürettirmezler. Sanayide geliştirmezler. Beton ektirirler, tahıl ektirmezler. Örnekler çoğaltılabilir. Bu milletin aziz fertleri bu ifsat çalışmasına karşı mücadele etmelidir. Elinden gelen bütün gayreti göstermelidir. Söylenenlere değil karneye bakılmalıdır. Eğer bu necip millet kuşatılmışlığın farkında olursa büyü bozulacak adil düzen kurulacak. Ülkemizdeki  İslam coğrafyasındaki ve bütün yeryüzündeki sıkıntıların sona ermesi dilek ve temennisiyle hepinizi sevgi saygı hürmet ve muhabbetlerimle selamlıyor.

Kongremizi Allah’a emanet ediyorum” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Eyüpsultan İlçe Başkanlık Kongresine katılan Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, yaptığı konuşmada “ Eğer bir ülkede adalet yoksa insanlar kendi emniyette hissedemez. Fikirleri olan, düşünen insanlar bu ülkede yanlışlar olduğunu ve bu yanlışları düzeltmek istediğini beyan ediyor. Bu ve benzeri gerçekçi fikirlere sahip insanları sırf iktidarın yanlışlarını dile getirdikleri için topluca hain ilan edilmesini halkımızın vicdanına sevk ediyorum” dedi

Temel KARAMOLLAOĞLU
SAADET Partisi Gen. Bşk.

Temel Karamollaoğlu, konuşmasının devamında “Biz tüm insanlığın saadetini prensip olarak benimsemiş bir hareketiz. Bunu başarmak için önce kendi evimizi düzene sokmamız lazım. Bunun için de Türkiye’nin yaşanabilir bir ülke olması gerek. Vatandaşlarımızın mutlu mesut yaşaması gerek. Şu an dünyanın çoğu yerinde kan ve gözyaşı var. Maalesef bu kan ve gözyaşı çoğunlukla Müslüman coğrafyada var. Kudüs 70 yıldır işgal altında. Peki kendi ülkesinde yaşayamayan insanlar nereyi sığınak olarak görüyor? Kendi ülkesini o hale getiren batıl medeniyetlere gitmeyi umut ediyor.” ifadelerini kullandı.Temel Karamollaoğlu, ahlaki değerlerin her gün daha fazla erozyona uğradığını belirterek, “Eğer bir ülkede adalet yoksa insanlar kendini emniyette hissedemez. Fikirleri olan, düşünen insanlar bu ülkedeki yanlışları düzeltmek istiyor ama bir bakıyorsunuz ki hain olarak ilan edilmiş. Hz. Ömer, ‘Devletin dini adalettir’ demiş. Bundan dolayı biz bir numaralı mesele olarak adalet sorununu görüyoruz. Devlete hükmedenler, bir işi ehline vermek zorundadır. Ama siz ehil insanlara değil de, işleri kendi yakınlarınıza verirseniz olmaz. Bu manzara karşısında, ‘Allah akıl fikir versin’ demekten başka bir şey yapamıyoruz.” diye konuşmasına devam etti.

Sosyal Medyada Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir