Kaybedenler Kulübü CHP

“Kaybettiğimiz seçimden bir gün sonra yapılacak bir sonraki seçim çalışmalarına başlıyoruz” Süleyman DEMİREL

Bu siyaset anlayışı Süleyman DEMİREL’i Türkiye siyasetinde 40 yıl var olmasını sağladı.

CHP 24 Haziran başarısızlığını birkaç sebebe bağladı. Kemal KILIÇDAROĞLU, yapılan BASKIN SEÇİME hazırsız olarak yakalandığını söylerken, Muharrem İNCE “gel buraya Muharrem” sözünü sebep olarak gösterdi.

2014 Yılında yapılan yerel seçimlerin ardından Kemal KILIÇDAROĞLU’nun “adaylarımızı geç açıklamamız yanlış olduğunu kabul ediyorum, bir sonraki dönem için en az 6 ay önceden adayımız sahalarda olacaktır” sözü kayıtlarda yerini almakta.

CHP’nin 24 Haziran seçimlerini bir baskın seçim olarak görmesi, Türkiye’yi yönetme iddiasında bulunan bir parti olarak A,B,C planlarının olmaması kabul edilir bir durum değildir.

24 Haziran seçimini bir baskın seçimdi diyerek başarısızlığını aklamaya çalışan CHP Genel Merkezinin, 5 yıl önceden tarihi belli olan 31 Mart 2019 yerel seçimlerine halen hazır olmaması tirajı komik bir durumdur.

Bu yönetememe krizini kendi tabanına İttifak Görüşmeleri diye sunması, içinde bulunduğu çıkmaza her gün biraz daha battığının göstergesidir.

24 Haziranda yapılan Genel Seçimlerle, İttifak Modelinin Türkiye siyasetinin kaçınılmaz gerçeği olduğunu bize gösterdi. Türkiye’yi yönetme iddiasında bulunan bir partinin bu gerçeği görüp, Genel Seçimlerden 9 ay sonra yapılacak Yerel Seçimlere hazırlıklarını (ittifak görüşmelerini)bu gerçeklilikle önceden başlatmalıydı.

Devletin bütün imkanlarını kullanan, yazılı ve görsel medyayı tekeline alan rakibi Cumhur İttifakı (AKP-MHP)yaklaşık bir aydır sahalarda çalışıyorken, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi önemli şehirlerde adaylarını belirleyememiş CHP’nin, durumu tam olarak acınası bir durumdur.

Genel Merkezin, yönetim beceriksizliğini İttifak Görüşmelerine bağlaması, topu taca atmaktan başka bir şey değildir.

İnce eleyip, sık dokuyoruz mazereti gerçek değildir. Kazanmaya yakın il ve ilçelerde ince eleyip sık dokuması doğaldır. Lakin 5 yıldır oturup 31 Mart’a 2 ay kalmışken bunu söylemek çocuğa masal anlatmaya benzemektedir.

GERÇEKLER ÖYLE DEĞİLDİR.

Peki asıl durum nedir?

CHP, çok sesli bir parti olması ile haklı olarak övünürken, bu durum CHP’nin asıl problemininde başlıca sebebidir.

Çok seslilik demokrasinin olmazsa olmazı iken, CHP’deki çok seslilik, birden çok parti içi gurubun partiye hakim olma kavgasından kaynaklanmaktadır.

Partide etkin görevlere gelen kişilerin, ilk yaptığı ve yapmaya devam ettiği işlerin başında kendisine yakın birilerini partinin etkin görevlerine getirme işidir. Belediye başkan adaylığı bunun için çok önemlidir. Her kişi veya gurup kendi ekibi içinde olan veya kendisine yakın olan aday adayını adaylaştırmak için Genel Başkan üzerinde markaj yapmaya başlar. Bu durum çoğu zaman doğru olmayan adayların adaylaşmasıyla ve seçim kaybıyla sonuçlanmaktadır.

Söz konusu bir İl veya İlçede aday belirlemede bu gurupların öncelikli kriteri, bizim ekibin adamı olmalı bakışı, liyakatin ikinci plana atılmasına sebebiyet veriyor. Kaybedilen seçimlerin ardında hesap verilebilirliğin olmadığı Türkiye siyasetinde bu durum kanıksanmış ve FITRAT olarak kabul görmüş durumda.

31 Mart yerel seçimlerine giderken CHP’deki aday belirleme sürecinin gecikmesinin asıl sebebi şüphesiz ki bu durumdur. İttifak Görüşmeleri sözü bu durumu perdeleyen, taban üzerinde yürütülen algı mühendisliğinin yıllardır yürüttüğü başarılı politikasından başka bir şey değildir.

CHP MYK’nın İl Başkanlıklarına gönderdiği genelgede, talep edilen yerlerde fermuar sistemi ile EĞİLİM YOKLAMASI yapılması kararı, 10 gün sonra İttifak Görüşmeleri gereği ertelenmiştir diyerek iptal ediliyorsa, burada çok açık bir yönetememe krizinin olduğunun işaretidir.

Muharrem İnce’nin “ben 1 Nisanda konuşurum” sözü, parti içi gurupların kendilerine yakın adayları adaylaştırma gayreti, CHP’nin iktidar mücadelesinin, Genel veya Yerel Seçimlerde olmadığını, verilen kavganın sebebinin parti içi iktidar mücadelesi olduğunu bize göstermektedir.

Yerel seçimlere 2 ay kala adaylarını belirleyememiş Genel Merkeze, aday adayları tarafından herhangi bir tepki verilmemesi ve kabullenmiş durumları daha da vahim bir tablo olarak ortada durmaktadır.

Adaylaşmak için halen çırpınan aday adaylarının bu saatten sonra, siyasi gelecekleriyle birlikte seçim kampanyasında harcayacakları efor ve paralarının karşılığını, 2 ay gibi kısa bir zaman diliminde alamayacaklarını bildikleri halde bu suskunluklarının sebebini merak etmekteyiz.

İlçe Başkanlığından başlayarak Genel Başkana kadar uzayan silsile bu işte birinci derecede sorumludur.

Birilerinin çıkıp ta, İl Başkanı Canan KAFTANCIOĞLU, Örgütten Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuzkan SALICI, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardıcısı Seyit TORUN ve Genel Başkan Kemal KILIÇDAROĞLU’na bu partide neler oluyor diye sormalıdır.

Birilerinin çıkıp ta, bu partiye gönül vermiş seçmenin veya, AKP iktidarından kurtulmak için umut olacak bir parti arayan milyonlarca insanın geleceğini ilgilendiren seçimlerin, parti içindeki sayısı 10 kişiyi geçmeyen gurup liderlerinin geleceğinden daha önemli olduğunu söylemelidir.

CHP’deki siyasi kadroların görevi, 1 Nisan sabahına sosyal demokrasi vaat eden parti politikalarının tüm ülkede kabul görmesini sağlamakken, bunu unutup 1 Nisan sabahında doğabilecek başarısız bir tablo durumunda, CHP toprak savaşı olmadığını haykırmalıdır.

Gözüken odur ki, AKP’nin kazanmak için bir şey yapmasına gerek yoktur. Çünkü CHP kaybetmek için elinden geleni fazlasıyla yapıyor.

Deniz SEVÜK

Sosyal Medyada Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir