Kızsanız da gerçek bu!..

“Demokrasi, hak ettiğimizden daha iyi yönetilemeyeceğimizi garanti eden sistemin adıdır.” George Bernard Shaw

Kişisel olarak içselleştiremediğimiz, söylem olarak sıkça başvurduğumuz, günün sonunda da içinden çıkılmaz bir hal alan durumumuzu en iyi anlatan George Bernard Shaw sözüyle başlamak belki de en doğrusu olur.

Deniz SEVÜK

Tek adam merkezli siyaset anlayışını öteden beri eleştiren, parti içi demokrasiyi en iyi uygulamakla övünen Cumhuriyet Halk partisinde, aslında işlerin hiç de demokratik gitmediğine şahitlik ediyoruz.

Anlaşılan odur ki, Türkiye siyasetini himayesi altına alan tek adam veya tek merkezli siyaset anlayışlı rüzgâr, Cumhuriyet Halk Partisini’ de çoktan sarmış durumda.

Yoksa, tersi olması gerekirken;

Seçmeni üyesinden, üyesi yöneticisinden daha kaliteli bir yapıya dönüşmesi neyle açıklanabilinir ki?..

Mahalle delegasyon seçimlerini, parti içi demokrasinin işleyişi olarak büyük puntolu sözlerle anlatanlar bugün yaşanan tabloyu nasıl açıklayacak merak etmiyoruz değil.

Genel seçimler sonrası TV ekranlarında yayınlanan oy dağılım tablosunu gösteren Türkiye Haritası gibi, Eyüpsultan mahallelerinin de birbirinden kopuk kararlar veriyor olmasını, kimse çıkıp ta “delegenin hür iradesidir” şeklinde anlamsız sözlerle açıklayamaz.

“Nişanca Mahallesi oy birliği ile aldığı kararla Doğan Sarıtaş dedi” veya “Akşemsettin Mahallesinde ki delege arkadaşlarımızdan Divana verilecek yeterli imza olan 40 imzayı toplayarak Saim Diken’i adaylaştırmış olduk” paylaşımlarını, delegenin hür iradesi olarak görenler veya görmemizi isteyenlerin, demokrasi anlayışlarını yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Bu durumun sadece iki mahalle ile sınırlı kaldığını düşünenler yanılgı içindeler. Düğmeciler, Emniyettepe ve birçok mahalle bu yarışta ben de varım dercesine kervana takılmış durumda.

 Mevcut durumdan İlçe Başkan adayları da memnun olacaklar ki, bu duruma sessiz kalıyorlar. Günü kurtarmak adına iyi gelen bu durumun ileride yaratacağı sıkıntıların ya farkında değiller ya da bugünün önemine binaen yarını pek düşünmüyorlar.

Mahallelerinizde oy birliği ile aldığınız kararları keşke parti içi demokrasinin daha iyi işlenmesi için çarşaf liste içinde alsaydınız. Veya en azından çarşaf liste noktasında bir girişimde bulunsaydınız.

Parti içi gurup başlarının al kızı ver papazı’ na dönüşmüş bu oyunda çarşaf listeden söz etmek, söz edilmesini beklemek deveye hendek atlatmaktan daha zor olduğunu da çok iyi biliyoruz.

5 Ocak tarihinde yapılacak Eyüpsultan İlçe Başkanlık seçiminde listeler açıklandığında Çarşaf Listenin niye, niçin, neden uygulanmak istenmediğini bir kez daha göreceğiz.

O listelerde özellikle İl Delegeliği ve ardından gelen Kurultay Delegeliği için ismi geçenlerin birçoğunun, Çarşaf Liste yarışında çıkamayacağını, ancak ve ancak al kızı ver papazı oyunu olan blok liste modelinde yazılacaklarını da biliyorum.

400’ü aşkın Eyüpsultan delegesi içinde, sayıları 10 ile 20’yi bulan bu çok zeki adamların “çarşaf liste uzun sürer, mevcut üye ve delege yapısı ile çarşaf liste doğru karar vermez” şeklindeki algı mühendisliği ile diğer delegeleri yönlendirmelerini de hayranlıkla seyrediyorum.

Çarşaf Liste modelinde doğru sonuç vermeyen mevcut üye ve delege yapısı, neden blok liste modelinde doğru sonucu vereceğini anlayamadık demek isterim ki, lakin çok iyi anlıyoruz.

Çünkü o beğenmedikleri üye ve delege yapısı onları çarşaf listede kesecek ancak blok listede yer almalarını sağlayacak. Bütün gerçeklik bundan ibarettir.

Blok Liste modelinde çıkacak 20 kişi ile Çarşaf Liste modelinde çıkma şansı olan 390 kişinin savaşında bu senede yine 20 kişinin kazanmış olmasını demokrasi ile anlatmak veya anlamak ne kadar doğru bilemedim.

Belki de George Bernard Shaw’un sözüyle başladığımız bu yazıyı, bir anlam ifade etmese de Partinin kurucu ve ebedi lideri, Mustafa Kemal Atatürk‘ün sözleriyle bitirmek en doğrusu olur.

Demokrasi esasına müstenit hükümetlerde, hakimiyet, halka, halkın ekseriyetine aittir. Demokrasi prensibi, hakimiyetin millete ait olduğunu, başka yerde olmayacağını iltizam eder. Bu suretle, demokrasi prensibi, siyasi kuvvetin, hakimiyetin menşeine ve meşruiyetine temas etmektedir. Yöneticiler, iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Ulusa karşı olan görevlerini kötüye kullandıkları takdirde, şu ya da bu biçimde ulusal iradenin kendi haklarında vereceği kararla karşılaşırlar. Ulus tarafından, ulus adına devleti yönetmeye yetkili kılınanlar, gerektiğinde ulusa hesap vermek zorunda olduklarını bilmelidirler.

Sosyal Medyada Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir