MODERN KÖLELER

İktidarların elindeki en büyük güç tanklar silahlar mıdır? Yoksa güçlü bir medya mıdır?

Pınar Çuhalı

Nazi Almanya’sında Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı görevininde yürütmüş, Hitler’in de en yakının da olan, Dr. Paul Joseph Goebbels’in “Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım” tezi halen günümüzde de varlığını sürdürüyor.

Sosyal medya aracılığı ile iletişim kanallarına hakim olduğumuzu düşünsek te, olası bir kriz de merkezi hükümetlerin bir talimatıyla iletişim ağları birden kapanabiliniyor.

Kısacası, elimizde var olduğunu düşündüğümüz iletişim özgürlüğü, fişi çekilmiş televizyon misali bir durum.

Gün geçtikçe uzay boşluğundaki çöplüğe dönüşen sosyal medyayı halen bir özgürlük alanı olarak görenler, aslında stereo tıp içine hapsedilen, empati özelliklerini kaybeden, düşünmeden, yargılamadan hareket eden modern devrin köleleri haline dönüştüklerinden bihaber yaşıyorlar.

Modern dünyanın yeni köle modeli bu yığınlar, akıl süzgecinden geçmeyen, cıkarım yapmadan kendilerine yapılan bu yüklenimler sonrasında, iktidarları ya en büyük ve yüce güç ya da acımazsız taraf olarak görüp kendilerini konumlandırmak zorunda kalıyorlar. Sorgulama yetisini kaybetmiş birey veya toplumlara hazır bilgi kolayına geliyor.

Bütün gün sosyal medyanın bilgi bonbardımanıyla ısınmış kişi, ana akım televizyonlarda yayınlanan tarihi diziler ile, devletinin güçlü yanlarını da gördüğünde rahatlamış oluyor.

Asgari geçim ile hayatta kalmaya çalışan söz konusu denek, günün sonunda “biz güçlü bir devletiz” algısıyla yatağında mışıl mışıl uyuyabiliyor. 

Bu duygu ile gününü tamamlayan vatandaş, ülke gerçekliğinden uzaklaştığında, mecliste o gün alınan kararları, ülkenin iç ve dış borcunu, para biriminin yabancı para birimleri karşışında hergün kaybettiği değeri, o gün, o ay, o yıl içinde katledilen kadınları, istismara uğrayan çocukları, eğitimde gelinen çukur durumu sorgulamaktan gün geçtikçe uzaklaşmış oluyor.

Modern çağın vebası olarak tüm dünyayı saran Covid 19 pandemisi ile ilgili verilen mücadeleyi de bu perspektifte değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.

iki haftada bir aşı bulundu haberlerinin sürekli gündemin tepesinde yer almasının altında yatan gerçek, modern kölelerin idare ve sefki için gerekli olan propaganda aygıtından başka bir şey değildir.

Turkuaz taplo ile vatandaşın reel tablosu arasındaki derin uçurum bu kanallar ile kapatılamaz ise ortaya çok net bir yönetemezlik çıkar ki, bu da kontrolü elinde tutan iktidar sahiplerinin işine gelmez.

Vatandaş bir taraftan hergün üçer-beşer ve hatta yüzler şeklinde ölecek, diğer taraftan üç vakte kalmadan aşı bulundu bulunacak söylemi ile iktidarlar hayatta kalacak.

Sorgulama yetisi elinden alınmış yığınlar, yatağa “biz güçlü bir devletiz” duygusuyla girdiğinin sabahında, kendi yaşamsal temel ihtiyaçlarını kaşılamak için, (yeme,içme ,temizlik malzemesi, elektirik,su,doğalgaz gibi) toplu taşıma araçları ile virüsle tanışıyor.

Bu döngünü devamı için medya üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmeye devam ediyor.

Yani “Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım.” Söylemi yıllar geçmesine rağmen sihrini koruyor.

Pınar Çuhalı

Sosyal Medyada Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir