Geroges Politzer’in dediği gibi “Karşılıklı Etki”

Sosyal medya paylaşımlarında son günlerde okumaya değer bulduğum iki paylaşım, bir diğer deyişle okumaya değer gördüğüm iki yazıyı sizlerin dikkatine sunma ihtiyacı duydum.

Deniz SEVÜK

Özgür NEMUTLU’nun “SIKICI KONULAR 2 – CHP’DE KONGRE TAKVİMİ VE BİRLİK, BERABERLİK MESELESİ “başlıklı ve Hüseyin DERİN’in ” DOĞRU SİYASET + ORTAK AKIL + DOĞRU İLETİŞİM = BAŞARI” başlıklı yazılarının dikkatlice okunması gerektiğine inanıyorum.

Sosyal medyada yapılan onca gereksiz paylaşımın almış olduğu yüzlerce beğeniye (tık) karşın, herkesin iç dünyasında ” evet işte budur” dediği düşüncelerin altına yapılan beğeni ve yorumlar her ne kadar beni endişeye sürüklese de gerçeğin bundan daha farklı olduğu hissi ile kendimi rahatlatıyorum.

Özgür Nemutlu’nun ” SIKICI KONULAR – CHP’DE KONGRE TAKVİMİ VE BİRLİK, BERABERLİK MESELESİ ” yazısındaki “gerçeğin kıvılcımı ancak karşılıklı fikir tartışmaları ile ortaya çıkar” ve “birilerinin gözüne girmek için tetikçilik yapmaktan bahsetmiyorum” tespitlerini önemli olduğuna inanıyorum.

Hüseyin Derin’in “DOĞRU SİYASET + ORTAK AKIL + DOĞRU İLETİŞİM = BAŞARI” yazısında geçen, ” BİZ olma duygusunu önce kendimize sonra tüm Eyüpsultan halkına yaşatacağız” önermesi, gelecek ile ilgili yol haritamıza ışık olacak kadar önemlidir.

Hüseyin Derin ve Özgür Nemutlu’nun düşüncelerini ifade ettikleri paylaşımları okuyunca, benim için bir başucu kitabı olan, Georges POLİTZER’in Felsefenin Temel İlkeleri kitabına küçük bir yolculuk yaptım. Politzer’in Felsefenin Temel İlkeleri kitabında vermiş olduğu örnek ve Hüseyin Derin ile Özgür Nemutlu’nun yazılarıyla sizi baş başa bırakıyorum.

Georges POLİTZER

Georges POLİTZER’in Felsefenin Temel İlkeleri kitabından. ” Bir yiğit adam barış için savaşıma katılıyor: Stockholm çağrısına imza topluyor. Dünya Halkları Kongresi için kart dağıtıyor, iş arkadaşları ile ya da tanımadığı bir kimseyle Almanya sorununun barışçı yoldan çözülmesi konusunda, Vietnam savaşının durdurulması konusunda tartışmaya giriyor ya da barış için ulusal birliği sağlamak üzere kendi evinde öteki kiracıları toplantıya çağırıyor.

Bazıları ” Ne yaptığını sanıyor zavallı? Zamanını da emeğini de boşa harcıyor” diyeceklerdir. Gerçekten de, ilk bakışta, bu adamın yaptığı iş saçma bir şeydir; adam ne bakan, ne milletvekili, ne general, ne bankacı, ne diplomat. Öyleyse?

Bununla birlikte, onun hakkı var. Neden?

Çünkü o tek başına değildir. Kişi olarak ne denli alçakgönüllü olursa olsun, onun girişkenliği işe yarar, çünkü tecrit edilmiş değildir. Onun eylemi, koskoca bir bütünün, dünya halklarının barış için savaşımının bir bölümüdür. aynı anda milyonlarca insan, onun gibi, onunla aynı doğrultuda ve aynı güçlere karşı hareket ediyorlar. Aynı zincirin halkaları olan bütün bu girişkenlikler arasında evrensel bağlantı vardır. Ve bu girişkenliklerin her biri kendi örneğiyle, kendi deneyimiyle, başarısızlıkları ve başarılarıyla ötekine yardım ettiği (karşılıklılık) için bütün bu girişkenlikler arasında karşılıklı etki vardır. Kendi seçeneklerini karşılaştırdıkları zaman, tecrit edilmemiş olduklarını anlarlar, aynı zamanda, her şeyin birbirine bağlı olduğuna inanırlar.

Özgür NEMUTLU

SIKICI KONULAR 2 – CHP’DE KONGRE TAKVİMİ VE BİRLİK, BERABERLİK MESELESİ

Sıkılmak istemeyen dostları baştan uyarıyorum: Bu paylaşım da birçok paylaşımımdan farklı değil, gayet sıkıcı.

Biliyorsunuz, ben de herkes gibi memleketimizin çağdaş uygarlığın etkin bir parçası olmasını istiyorum. Bunun partimiz Cumhuriyet Halk Partisi’nin çağdaş, özgürlüğü, eşitliği, kardeşliği, hukukun üstünlüğünü esas alan demokratik bir parti olmasına bağlı olduğuna inanıyorum. Öyleyse, yani ülkemizin iyi olması için önce ve her zaman CHP’nin iyi olması gerektiğini düşünüyorsanız, bir iki gün önce açıklanan CHP kongre takvimini de önemsememiz gerekir. Sürecin partimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Kongre sürecinde en çok kullanılacak iki kelime her kongre döneminde olduğundan farklı değil: Birlik ve beraberlik. Birlik, beraberlik güzel şeydir, varlıkları tansiyonu düşürür, enerjiyi yükseltir, kolektif çabayı yüceltir, bunlar da başarıyı getirir. Peki, birlik beraberlik nasıl sağlanır?
Duayla mı? “Allahım bize birlik beraberlik ver.”
Yoksa emirle mi? “Parti içi disiplin olacak. Tek ses çıkacak.” Tak şak…

Ben sihirli formülü söyleyeyim: TARTIŞARAK. Korkmayın, tartışma diyorum; kavga etmek, adam tutmak, hizipleşmek, cepheleşmek, hınç almak, had bildirmek, laf sokmak, iftira atmak, kişileri konuşmak, lekelemek, itibarsızlaştırmak, birilerinin gözüne girmek için tetikçilik yapmaktan bahsetmiyorum; bilakis, düşünmekten ve düşüncelerimizi özgürce ifade etmekten bahsediyorum. Hem partimiz CHP düşünce özgürlüğünü ve tartışma kültürünü gelenekleriyle içselleştirmiş bir parti değil midir? Yoksa yüz yıldır bütün inişlere çıkışlara rağmen nasıl dimdik ayakta kalabilirdik? Bakmayın siz iktidar partisinin tek adam formülünün başarılı göründüğüne, parti içi özgürlüğü sağlayamadıkları için çatırdıyor, hızla güç kaybediyorlar. Düşüncelere değil de kişilere bağlı siyasi partilerin ömrü ne kadar uzun olabilir ki?

Hatırlayalım, partimiz adına yaptığı son bütçe konuşmasında Sayın İlhan Kesici, meclis kürsüsünden Namık Kemal’in sözleriyle “barika-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar”, diye seslenmişti. Yani “gerçeğin kıvılcımı ancak karşılıklı fikir tartışmaları ile ortaya çıkar”. Mecliste de hep “memleket meselelerini tek adam zihniyetiyle çözemezsiniz, gelin mecliste tartışalım” demiyor muyuz?

Hem tüzüğümüzde de üyelerin görevlerinden birinin “Partinin yerel ve genel politikalarının oluşumuna katkıda bulunmak” olduğu yazıyor, bu susarak yapılacak bir iş değildir. Öyleyse korkmayalım, partimiz için, ülkemiz için düşüncelerimizi özgürce ifade edelim.

Bazı dostlar diyor ki “sosyal medyada tartışmayalım, birlik beraberliğe en çok ihtiyacımız olduğu bu zamanda, yerelden merkezi iktidara yürüdüğümüz bugünlerde sesimizi çok yükseltmeyelim.” Peki, ne zaman ve nerede tartışacağız? Sadece kahvehanelerde veya lokantalarda mı, yoksa kapı aralıklarında veya cenaze törenlerinde mi? Gizli saklı mı tartışacağız? Partimiz örgüt toplantısı yapmaz, hiçbir konuda örgütün katılımıyla çalıştay düzenlemez, komisyonlar kurmaz, kongreleri sadece seçime indirgerse, nerede tartışacağız? Hem söylediklerimiz utanılacak şeyler midir? Eğer kişilerden değil, düşüncelerden bahsediyorsanız her yerde konuşmakta hiç sakınca yoktur.

Düşüncelerini söylemek konusunda çekingen partililerimize düşüncelerini ifade etmek konusunda hâlâ yeterince cesaret veremediysem şunu da ilave edeyim. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasiye inanan, alçakgönüllü, toplumun bütün kesimleriyle kolaylıkla iletişim kurabilen (ittifak sürecini hatırlayın), sakin, kararlı (adalet yürüyüşünü hatırlayın), gözü pek (son linç girişimdeki tutumu gözünüzün önüne gelsin) aydın bir genel başkandır. Onun, samimi partililerin ülkemizin ve partimizin geleceğini tartışmasından rahatsız olacağını düşünmek Genel Başkanımıza da haksızlık yapmak olur. Rahat olun, özgürce tartışın.

Buraya kadar dayanıp da okuduysanız, benden günah gitti. İsterseniz bu paylaşımın altına özgürce yorum yazabilir ya da tepkinizi emojiyle belirtebilirsiniz. Hem aynı fikirde olmak zorunda da değiliz: kızgın surat emojisi de kullanabilirsiniz, ağlayan surat da. Merak etmeyin, diyalektik candır, bizi “barika-i hakikate” götürür.

Hüseyin DERİN

DOĞRU SİYASET + ORTAK AKIL + DOĞRU İLETİŞİM = BAŞARI

DOĞRU SİYASET + ORTAK AKIL + DOĞRU İLETİŞİM = BAŞARI

Hepimizin bildiği üzere MYK’nın 30 Eylül 2019 tarihli toplantısında “İlçe Kongresi Delege Seçimleri ile İlçe ve İl Kongreleri Takvimi”nin başlatılmasına karar verilmiştir.

Öncelikle tüm Cumhuriyet Halk Partisi örgütüne hayırlı olmasını temenni ederim. Uzun yıllar sendikal hayatın içerisinde yer almış, aynı zamanda partimizde il, ilçe delegeliği ile genel başkan yardımcımız Sn. Oğuz Kaan Salıcı’nın il başkanlığında, mevcut il başkanımız Sn. Dr. Canan Kaftancıoğlu ile birlikte il başkan yardımcılığı görevinde bulunmuş bir yoldaşınızım.

Gerek sendikal gerekse siyasi deneyimlerimden öğrendiğim en temel veri “doğru siyaset + ortak akıl + doğru iletişim = başarı” formülü olmuştur. İçine girmiş bulunduğumuz bu kongre sürecinde yukarıda bahsettiğim formülün uygulanması sonucunda ilçemiz adına ciddi bir başarıya birlikte imza atacağımıza eminim.

Genel başkanımız Sn. Kemal Kılıçdaroğlu ve genel merkezimizin Türkiye genelinde başarıya gitmek için uyguladıkları yönetmeler ile İBB Belediye Başkanımız Sn. Ekrem İmamoğlu’nun başarı hikayesini doğru okuyarak, bu süreçte kendimize rehber edinmemiz gereken ciddi hususlar olduğunu düşünüyorum.

İlçemizde süregelen kayıpların tekrarlanmaması için bu kongrenin önemi oldukça fazla. Sadece bir ilçe başkanı seçmeyeceğiz. İlçede çalışıp bizi yerel iktidara götürecek doğru bir yönetim de seçeceğiz.

Bu sebepten geçmiş alışkanlıklarımızı rafa kaldırıp, İstanbul’da iktidarı elinde bulunduran bir siyasi partinin üyeleri olduğumuz gerçeğini göz önüne alarak objektif ve mantıklı kararları ortak akıl çerçevesinde birlikte vereceğiz ve BİZ olma duygusunu önce kendimize sonra tüm Eyüpsultan halkına yaşatacağız. Birbirimize danışacağız. Kişisel hırslarımızdan ve ekipçi anlayıştan uzak bir yaklaşımla hareket edeceğiz.

İstanbul’da iktidar olduğumuzun farkında olarak ve bu iktidarı daha nasıl uzun yıllar sürdürebilirizi de göz önüne alarak kararlar vereceğiz. İntikamcı değil kucaklayıcı bir anlayışla birbirimizi dinleyerek tespitler yapacağız.

Sözde değil özde bir yaklaşımla kadınlarımıza ve gençlerimize temsiliyet hakkı tanımak için elimizden geleni yapacağız. Eyüpsultan’ı ve sorunlarını bilenlere, çözüm için fikri olanlara, proje üretebilenlere, liyakat sahibi olanlara öncelik tanıyacağız.

Daha sayabileceğimiz yüzlerce madde var ama hepsinden önemlisi tamamiyle kendi özgür irademizle karar verebileceğimiz bir süreç yaşamalıyız. Bunun için de hepimizin bir ilçe başkanı sorumluluğuyla hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Artık “abicim, ablacım adayımız bu, hep birlikte bunu destekliyoruz, hep beraber bu listeye oy veriyoruz” anlayışına izin vermeyeceğiz. Herkesi dinleyeceğiz, listeleri okuyacağız, soruşturacağız ve gerçekten hak eden, yönetebilecek olanlara destek sunacağız.

89’daki başarısızlığı hiçbir zaman unutmayacağız. Aynı hataya düşmemek için nasıl bir yol çizmemiz gerekiyorsa ortaklaşa belirleyeceğiz. Emek verdiysek, mücadele ettiysek ve objektif karar verebileceğimize inanıyorsak delege olmak için mutlaka talep açacağız. Birilerinin sırf kendi sözünden çıkmayacağı için kendilerine yakın bulduklarını delege yazmalarına izin vermeyeceğiz.

Eyüpsultan’daki tüm mahallelerimizde süreci çok yakından takip edeceğiz ve tüm mahallelerde usulüne uygun, hakkaniyetli seçimler yapılması için hep birlikte çalışacağız.

Sermayemiz sadece ve sadece emek olacak. Farkındalığımızın bugüne kadarkinden çok daha yüksek olması gereken bu süreçte; hepimizi, üyesi olmaktan onur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrağını başta ilçemiz Eyüpsultan olmak üzere tüm Türkiye’de dalgalandırmak için dayanışma ve ortak akıl çerçevesinde hareket etmeye davet ediyorum. Eğer BİZ olabilirsek başarırız.

Sosyal Medyada Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir