Su ve Vicdan Nöbetin’de Bayram Kalabalığı

Kazdağları’ndaki ‘Su ve Vicdan Nöbeti’ bugün 20. gününde. Bayram tatili için bölgeye gidenlerin ilk durağı nöbet alanı oluyor. İçler acısı ağaç kıyımı manzarayı görenler gözyaşlarını tutamıyor. çadır sayısı ise 70’i çoktan buldu.

Kazdağları’nda altın madeni için vahşice yapılan ağaç katliamına karşı başlatılan ‘Su ve Vicdan Nöbeti’ bugün 20. gününde. Bayram tatili süresinde nöbet alanına yapılan ziyaretlerde önemli ölçüde artış olduğunu söyleyen Çanakkale kent konseyi Çevre Meclisi üyesi Pınar Bilir, “Tatil için bölgeye gelen herkes önce nöbeti ziyaret ediyor. Gelenlerle sahaya gidiyoruz. Ziyaretçiler ‘medyada gördüğümüzden daha acı bir tablo’ yorumunu yapıyor. Ağlayanlar oluyor” dedi.

Mevcut çadır sayısının 70 olduğunu ve bu sayıyı fiziki şartlardan dolayı 110 civarı çadırla kısıtlamak zorunda kaldıklarını aktaran Bilir, hiçbir para desteğine ihtiyaç duymadıklarını ve sosyal medyada dönen bazı ‘Kazdağları nöbetine destek için hesap numarası’ gibi içeriklerin kendilerine ait olmadığını da sözlerine ekledi. “Döviz hesabınızı mesaj atar mısınız” gibi mesajlar aldığını ve bunları cevaplamadıklarını da kaydeden Bilir şöyle devam etti, “Nöbetimizin hiçbir para talebi, beklentisi yok. Gelenlerin getirdiği yiyecek desteği ve Çanakkale Belediyesi’nin desteğiyle nöbetimizi sürdürüyoruz.”

Alman uzman Wohlleben: Türkiye için bir felaket

Alman ormancılık uzmanı Peter Wohlleben, Kazdağları’nda altın için on binlerce ağaç kesilmesinin Türkiye için bir felakete yol açabileceği konusunda uyardı. DW’ye konuşan Wohlleben, “Özellikle Türkiye için bu bir felaket. Çünkü yaz aylarında sıcaklık çok artıyor ve ormanın olmadığı dağlık bölgelerde de kuraklık artıyor. Almanya’da yürüttüğümüz araştırmalar, ormanın yaz aylarında hava sıcaklığını 10 dereceye kadar azaltabildiğini ortaya koydu. Türkiye’de de durum farklı değil. Özellikle daha yüksek sıcaklığa ve daha büyük kuraklığa yol açacağını bildiğimiz iklim değişimini de dikkate aldığımızda tek bir ağacın bile vazgeçilmez olduğu bir gerçek…”

“Siyanürün suya karışmasının, hem halka hem doğaya ağır sonuçları olabilir” diyen Wohlleben, Avrupa Birliği’nde (AB) siyanür kullanımının yasak olduğunu hatırlattı. Alternatifleri olmasına rağmen siyanür kullanımı yapılacak olmasını da “çifte ahlaksızlık” olarak niteleyen Wohlleben, sözlerini şöyle sürdürdü, “Alternatif olmasına rağmen çevre katili siyanürle işlem yapılacak olması çifte ahlaksızlık. Alamos Gold CEO’su bölgenin 10 yılda eski haline döneceğini savunuyor. Mümkün değil. 100 genç ağaç, bir kaç asırlık tek bir ağacın yerini tutmuyor. Bu zararları telafi etme konusunda çok ucuz bir yol… Yeni fidanlar, ağaçlandırma çalışmalarıyla bölgenin gözlere yeşil görünmesi sağlanabilir. Ama bu yapılanın bir felaket olduğu gerçeğini değiştirmez…”

Sosyal Medyada Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir