YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN!..

23 HAZİRAN’DA KURU FASULYENİN FAYDALARI

23 Haziranda yapılacak İstanbul seçimine sayılı günler kala aklı başında olanların şapkasını önüne koyup düşünmesinin zamanı geldi de geçiyor.

Böyle günler, “ gelelim kuru fasulyenin faydalarına”  sözünün hatırlanması gerektiği günleridir.

Bir diğer değişle, “zurnanın zırt dediği yer”  tamda bu yerdir.

31 Mart’ta yapılan yerel seçimin kaderini, partilere oy veren seçmenlerden öte geçersi oy kullanma başarısını gösteren seçmenler belirlemiştir.

Millet İttifakı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun 13.729 oy farkıyla kazandığı 31 Mart seçiminde, geçersiz sayılan oyların toplamı, 290.276 olup, seçim sonucunu belirleyici en önemli unsur olmuştur.

17 yılın ardından adayların ilk olarak ekran karşısına çıktığı 16 Haziran akşamı yayınlanan TV programında da Ekrem İmamoğlu’nun da ifade ettiği gibi, geçersiz sayılan oyların çoğunluğu, AKP, yani Cumhur İttifakı adayına verilen oylardır.

AKP, yani Cumhur İttifakı’nın seçimin yenilenmesi konusunda ısrarcı olmalarının da en büyük etkenlerden biri, bu gerçeği biliyor olmalarıdır.

Bu gerçekle hareket ettiğimizde, YSK tarafından iptal edilen ve 23 Haziranda yeniden yapılacak İstanbul seçiminin sonucunu, adayların performansları kadar etkileyecek ikinci husus, 31 Mart yerel seçimlerinde geçersiz oy kullanan seçmenin 23 Hazirandaki hata yapma payı olacaktır.

Bu durumda;

23 Haziran da yapılacak İstanbul seçiminde, Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu, oylarını daha da artırarak net bir galibiyet almayı hedeflerken, Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırım ise, 31 Mart seçiminde aldığı oyları konsolide etmek ve kendisine oy veren ancak yanlış oy kullandığından mütevelli geçersiz sayılan oyları azaltmanın yolunu bulmaya çalışacaktır. İki aday arasındaki farkın 13 binlerde olduğu seçim sonucuna bakıldığında, 290 bin geçersiz oyun önemi daha da artmaktadır.

16 HAZİRAN’DA KİM KAZANDI?

17 yılın ardından 16 Haziran akşamı İsmail Küçükkaya, moderatörlüğün de yapılan seçim özel programının çerçevesi bu gerçekler üzerine kurulmuş olup, defans ağırlıklı bir futbol maçı seyrini vermiştir.

Türkiye’de de başarılı bir teknik direktörlük dönemi geçiren, Mircea Lucescu’nun “kazanmaktan daha önemli olan, kaybetmemektir” felsefesini içselleştirmiş iki adayın kısır tartışması, kararsız olan veya 31 Mart seçiminden farklı bir tercihle sandığa gitmeyi düşünen seçmenler açısında pekte yararlı bir tartışma programı olmamıştır.

İki adayın ortak katılımı ile gerçekleşen, “SEÇİM ÖZEL 2019” programının başladığı andan bu dakikaya kadar, Ekrem İmamoğlu’nun daha başarılı olduğu yönünde yapılan beyanlar, gerçeklerden uzak ve sağlıklı bir analiz yapılmadan günü kurtarmak adına yapılan beyanlardır.

Sayıştay Raporu’nun konuşulduğu kısmı çıkardığımızda, program tamamen Binali Yıldırım’ın istediği koşullarda geçmiştir. İBB’deki bürokrat geçmişi ile birlikte 25 yıllık bir İstanbul Belediyesi geçmişi olan Binali Yıldırım, programı tam anlamıyla kroki bir durumda bitirmesi gerekirken bunun aksine Ekrem İmamoğlu’nu sık sık yalancılıkla suçlayarak kendisine gelmesi muhtemel salvolardan da kendisini kurtarmıştır.

Filler tepiştiğinde ezilen çim olmaktan korkan programın moderatörü İsmail Küçükkaya’nın, kendisini sağlama alma gayreti, 17 yılın ardından gelen tartışma programının da tadının, tuzunun kaçmasına sebebiyet veren başlıca etkendir.

Uğur Dündar, yönetiminde yapılan, Kemal Kılıçdaroğlu Melih Gökçek ve Kemal KılıçdaroğluDengin Mir Mehmet Fırat, düellolarının yarattığı etkinin yanında esemesi okunmayan bir program izlemenin hayal kırıklığı bende hat safhadadır.

31 Mart seçimleri öncesinden başlayarak her gün biraz daha büyüyen karizması ile Ekrem İmamoğlu,nun, Türkiye’deki klasik siyasetçi profilinin dışında sokaklarda bir süper star olarak karşılık bulması, Cumhur İttifakında ciddi bir endişe yaratmıştı.

AKP yani Cumhur İttifakı, bu gerçeği ortadan azda olsa ortadan kaldırmak ve Ekrem İmamoğlu’na daha fazla seçmen kaptırmamak adına bir strateji ile ortak programa çıkma kararı aldığı bilinmektedir.

2004’de Avrupa Futbol Şampiyonasın da Yunanistan’ın oynadığı defansif futbolu hatırlatırcasına Binali Yıldırım tam bir Yunan’lı gibi defans yaparak, İstanbul seçmenine Ekrem İmamoğlu’nun bir süper star, Iron man(demir adam) veya Thor olmadığını göstermeye yönelik stratejisi bence başarılı olmuştur.

Ekrem İmamoğlu’nun adaylaştığı günden bu güne, özellikle 31 Mart akşamı gösterdiği başarılı yönetim tarzından uzak, mevcut durumunu başarılı gören ve bunun kaybetmekten çekinen bir anlayışla Binali Yıldırım’a ayak uydurması da ilginç bir durumdur.

16 Haziran Akşamı yapılan oturum adayların bu stratejisi üstüne kurulmuş olup, kazananı olmamış, kaybetmeyenin de Binali Yıldırım olduğu görülmektedir.

23 HAZİRAN SEÇİMİNE YÖNELİK ÇALIŞMALAR

YSK tarafından iptal edilen ve 23 Haziran’da yeniden yapılacak İstanbul seçimi için AKP yani Cumhur İttifakı, tam anlamıyla dört koldan çalışıyor. İstanbul’da kalabalık nüfusa sahip illerin Vali’lerinden, Doğu ve Güneydoğu’dan getirdiği Mele’ler le kadar tam saha pres yaparak, tüm seçmene ulaşmak, ikna etmek için her yolu deniyorlar.

Cumhur İttifakının elemanları, özellikle son bir haftadır ellerinde seçmen kütük listeleri ile İstanbul’un tüm sokaklarında kapıları bir bir çalıp, hem listeleri kontrol, hem de İstanbul dışında olan olası kendi seçmenini tespit ediyorlar. Anadolu’nun değişik illerinden gelen sayıları neredeyse AKP’nin İstanbul kadrosu kadar olan gönüllüleri, 23 Haziran seçimi için çalışmalara katkı sunuyor.

AKP’nin yani Cumhur İttifakının nokta atış modeli çalışmasına karşın, CHP ve İYİ Partiden oluşan Millet İttifakı ise, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de yarattığı büyük sinerjinin rehavetine kapılmış (nasıl olsa kazanırız havası) bir şekilde, Mahallelerden, Sokaklardan uzaklaşmış ve meydanlara kurdukları seçim çadırlarının etrafına kendisini hapsetmiş durumdalar.

Millet İttifakının, bu tablosundan kaynaklı doğacak riski gören ve bu durumun bir an önce düzelmesi için ikazlarda bulunanlar ne yazık ki bu güne deyin dikkate alınmadılar.

23 Haziran seçimine son birkaç günü kalmışken, herkesin şapkasını önüne koyup, kuru fasulyenin faydası konusunda biraz kafa yormasının vakti gelmedi mi?

Unutmayın; zurnanın zırt dediği yer tamda bu yerdir.

32. Gün Haber / Deniz SEVÜK

Sosyal Medyada Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir